2.Gün/02.07.2026
2 Temmuz 2026 – Malzemeden Mekâna, Düşünceden Üretime
İkinci güne, TÜRKÇİMENTO İnşaat Yüksek Mühendisi Murat Can Yılmaz’ın gerçekleştirdiği “Beton Teknolojileri ve Betonun Davranışları” başlıklı sunumla başladık. Betonun yalnızca teknik özelliklerini değil, aynı zamanda mimari üretimde sunduğu yaratıcı olanakları da ele alan sunum, katılımcılara malzemeyi farklı yönleriyle değerlendirebilecekleri kapsamlı bir perspektif sundu. Standartlaşmış kullanım biçimlerinin ötesine geçen bu yaklaşım, betonun tasarım sürecindeki potansiyellerini yeniden düşünmeye davet etti.
Sunumun ardından, Çimentaş Çevre, Sağlık ve Güvenlik Yöneticisi Yasemin Karadiş ile Seza Çimento A Sınıfı İş Güvenliği Uzmanı Özhan Tunç tarafından gerçekleştirilen iş sağlığı ve güvenliği eğitimleriyle katılımcılar, üretim sürecinin vazgeçilmez bir parçası olan güvenlik kültürü hakkında bilgilendirildi.
Teknik oturumların ardından öğrenciler üç gruba ayrılarak yaklaşan jüri öncesindeki son hazırlıklarını sürdürdü. Tasarımlar, yapılan tartışmalar doğrultusunda yeniden değerlendirilirken her grup, kendi üretim yöntemini ve tasarım yaklaşımını daha da belirgin hâle getirmeye başladı.
Sahada ise önceki gün geliştirilen fikirler, ilk kez fiziksel ölçekte sınanmaya başladı. Bağlam üzerinden şekillenen eskizler araziye taşınırken, katılımcılar çemberlerin merkez noktalarını ve yerleşim kararlarını ipler aracılığıyla işaretleyerek ilk mekânsal örüntüleri oluşturdu. Kâğıt üzerindeki soyut kararlar, yerin topografyası ve ölçeğiyle karşılaşarak yeniden yorumlandı. Tasarım süreci, tam da bu noktada standart çözümlerden saparak yerin sunduğu veriler doğrultusunda dönüşmeye başladı.
Günün ilerleyen saatlerinde Elazığ şehir merkezine kapsamlı bir kültür gezisi gerçekleştirildi. Harput Kalesi ve Harput Ulu Camii başta olmak üzere kentin tarihsel kimliğini yansıtan önemli duraklar ziyaret edildi. Ardından Elazığ’ın zengin mutfak kültürünü deneyimlediğimiz akşam yemeği, yalnızca yöresel lezzetlerin paylaşıldığı bir buluşma değil; ekip üyelerinin birbirini daha yakından tanıdığı, farklı üniversitelerden gelen katılımcılar arasında güçlü bir iletişim zemininin oluştuğu sosyal bir ana dönüştü.
Akşam saatlerinde yeniden Fırat Üniversitesi Mimarlık Fakültesi atölyesine dönülerek jüri değerlendirmeleri gerçekleştirildi. Alınan kritikler doğrultusunda gruplar, tasarımlarını yeniden ele alırken, atölyedeki tartışmalar master planın ilk mekânsal kararlarını görünür kılmaya başladı. Form, dolaşım ve yerleşim üzerine yürütülen değerlendirmeler, her grubun kendi tasarım dilini giderek daha belirgin hâle getirirken, farklı düşünme biçimlerinin ürettiği çeşitlilik de “Standart Sapma” temasının tasarım sürecindeki somut karşılığını ortaya koydu.
İkinci günün sonunda fikirler yalnızca gelişmedi; uygulama ile karşılaşarak sınandı, yeniden şekillendi ve dönüştü. Kâğıt üzerindeki çizgiler arazide karşılığını bulurken, her sapma yeni bir tasarım olasılığına dönüştü.